çocuklarda antibiyotik nasıl kullanılmalı

Ocak 19th, 2012

çocuklarda antibiyotik nasıl kullanılmalı

ÇOCUKLARDA ANTİBİYOTİK KULLANMANIN ZARARLARI NELERDİR

Çocuklarımız hastalandığında hemen antibiyotik kullanmaya başlayarak çocuklarımıza nasıl bir kötülük yaptığımızı biliyor muyuz? Öncelikle hafif hastalıklarda bile hemen antibiyotik kullanmak çocukların bağışıklık sistemine büyük zarar verir ve çocuk daha sık hastalanır. Eğer hastalığını antibiyotik kullanmadan hafif ilaçlarla yada doğal yöntemlerle iyileştirebiliyorsak mümkün oldukça antibiyotik kullanmamak en iyisidir.

Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Nejdet Birgen, antibiyotiklerin yan etkilerinin yanı sıra bağırsağı hızlı çalıştıran gıdaların ve cerrahi operasyonların, amipli dizanteri, bakteriyel dizanteri, tifo, bağırsak düzensizliği, kabızlık ve ishal gibi hastalıkların bağırsak düğümlenmesine neden olabileceğini belirtti.

Bağırsakta oluşan fıtıklaşma sonucu bağırsağın bir bölümünün diğer bölümünün içine girerek genişlemesiyle ortaya çıkan bağırsağın aldığı teleskobik yapının bağırsak düğümlenmesi olarak tanımlandığını ifade eden Birgen, bu durumun bağırsaktaki maddenin ilerlemesine engel olduğunu ve hastanın dışkılayamadığını söyledi.

Türkiye’de bilinçsiz ilaç kullanıldığını, bunların başında antibiyotiklerin geldiğini kaydeden Birgen, ”Bu konuda yeterli bilinç düzeyine ulaşamadık henüz. Hatta kimi hekimler bile tanı koymadan her hastalığa antibiyotik verme yolunu seçiyor” dedi.

Sağlık Bakanlığı’nın gereksiz ve yanlış ilaç kullanımının üzerinde son 10 yıldır önemle durduğunu, hekimlere eğitim verdiğini ifade eden Birgen, ”Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yan etkiler vücuda ciddi zararlar verebiliyor. Antibiyotikler mikroorganizmaları öldürürken bağırsakta veya vücutta bulunan iyi huylu mikroorganizmaları da yok ediyor. Özellikle geniş spektrumlu ilaçların bir yan etkisi olarak ağızda yaralar başlıyor ve ağızdaki yaraları tedavi etmeye çalışırken burada oluşan bozulmalar bağırsakları etkiliyor. Bu da hastayı bağırsak düğümlenmesine kadar götürüyor” diye konuştu.

1980′li yıllarda kuzey ülkelerde yapılan ishal aşılarının 20 yıllık araştırmanın ardından 2000′li yıllarda kullanılmaya başlandığını hatırlatan Birgen, şunları söyledi: ”Bu aşılar üzerine 20 yıl araştırma yapıldı. Birinci kuşak aşılarda bağırsak düğümlenmesi görüldü ve uygulama hemen kesildi. Antibiyotikleri de kullandığınızda bağırsağın çalışma sistemi değişebiliyor. Her ilacın bir yan etkisi vardır ancak dereceleri farklıdır. Hekimlikte ilacın fayda ve zararlarını değerlendiriyoruz. Antibiyotikler tabii ki hastalığın tedavisinde olmazsa olmazlar ve gerektiğinde doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Burada büyük görev hekimlere düşüyor. Özellikle pediatride kullanılan antibiyotiklerin dozu çok önemlidir. Antibiyotik kullanılması gerekiyorsa ve bağırsak düğümlenmesi görülüyorsa ilacın kesilmesi hekim tarafından değerlendirilmeli, duruma göre karar verilmelidir.”

Birgen, hastalığın çoğunlukla 0-2 ile 65 yaş ve üzeri kişilerde görüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti: ”Bu hastalığın bebeklerde ve küçük çocuklarda en kolay fark edilme şekli kramplar halinde şiddetli karın ağrısı gözlenmesidir. Bunun yanı sıra ebeveynler çocuklarında şiş karın, sert bir şekilde ele gelen belirgin bir sertlik görürlerse ve çocuk kakasını yapmada problem yaşıyorsa kısacası günlük yaşamda karşılaşılmayan bir durum görüldüyse hemen hekime başvurulmalı. Belirtilere ek olarak çocuk kaka kusmaya başlar ve bu durum acil müdahale edilmesi gereken bir tablodur.”

Birgen, tedavi safhasında da ilk olarak burun yolu ile takılan mide hortumuyla mideden mide suyu ve bağırsak içeriğinin dışarı boşaltılarak bağırsaktaki ödemin yok edilmeye ve geçişin açılmaya çalışıldığını, yanıt vermeyen olgularda ise ameliyat yöntemine başvurulduğunu söyledi.

Düğümlenmenin defalarca tekrarlaması halinde altta yatan başka bir neden olabileceğine dikkati çeken Birgen, ”Bağırsakta doğuştan uzunluk ya da kısalık var mı? Bağırsak çalışmasını sağlayan sinir sisteminde bir bozukluk var mı? Ona bakılıp hasta mutlaka bir çocuk gastroentoloğuna yönlendirilmeli” diye konuştu.

Ailelerin alacağı önlemlerle hastalık riskini azaltabileceğini ifade eden Birgen, ”Çocuklara en az yarım dakika ile 2 dakika arasında el yıkama alışkanlığının erken yaşlardan itibaren kazandırılması lazım. İçilen suların sağlıklı sular olduğuna dikkat edilmesi de önemli bir husus. Aynı zamanda, dondurma gibi gıdaların da çok dikkatli tüketilmesi, açıkta satılan yiyeceklerin alınmaması gerekiyor. Çocuğunuzda eğer tırnak yeme alışkanlığı varsa bu durum psikolojik destek alınarak ortadan kaldırılmalı” dedi.

Zamanında müdahale edilmemesi durumunda bağırsakta dolaşım bozukluğunun çürümeyle sonuçlanarak o kısmın kaybedilmesine neden olduğuna dikkati çeken Birgen, geç kalınan vakalarda bağırsağın çürüme bölgesinden delinerek bağırsak içeriğinin karın içine boşalmasının ölüme neden olabileceğini söyledi.
Netten alıntıdır.

Kategori: Çocuk sağlığı

bebeklerde öksürük tedavisi

Nisan 26th, 2011

bebeklerde öksürük tedavisi

BEBEKLERDE ÖKSÜRÜK NASIL GEÇER NE YAPILIR

Bebeklerdeki öksürük bebeğin boğazında birikmiş olan balgamdan kaynaklanır. BU nedenle öksürğün iyileşmesi için öncelikle bebeğin boğazındaki balgamı atması gerekir. Peki bebeklerin boğazındaki balgamı atması için neler yapmak gerekir. Bebekteki öksürğün geçmesi için nelere dikkat etmeliyiz. Neler yapmalıyız bunu bilmek gerekir.

Bebeklerde öksürük ve balgam için yapılması gerekenler:

* Bebeğinizin odasını sık sık havalandırın. Oksijen alması önemlidir.
* Bebeğinize bol su içirin. suyun ılık olması önemlidir.
* Sıvı alımını artırın, su iyi bir balgam sökücüdür.
* Balgam yapıcı gıdalardan kaçının. (özellikle şekerli gıdalar)
* Ortamın nemini artırın. kuru ortam öksürüğü tetikleyecektir.
* Bebek en çok sırtı terleyince öksürmektedir, bu sebeple terlemesine engel olun.
* Uyurken sırtına pamuklu bir bez konulması iyi gelecektir.
* Asla gereksiz öksürük şurubu kullanmayın. Bazı öksürük şurupları balgamı kurutarak öksürüğün daha geç iyileşmesine neden olur.
* Buharda iyi gelecektir. Odasına kaynayan su koyabilirsiniz. Yada bir buhar makinası ile bunu yapabilirsiniz.
* Bebeğin bulunduğu odada asla sigara içmeyin
* Eğer bebekte öksürüğün yanında, hırıltı, nefes alışında güçlük ve ateş varsa mutlaka doktora götürün.

Kategori: Çocuk sağlığı

inmemiş testis tedavisi

Mart 27th, 2011

inmemiş testis tedavisi

ÇOCUKLARDA İNMEMİŞ TESTİS SORUNU NEDİR

Erkek bebeklerde sık görülen bir rahatsızlık olan testis inmemesi problemi çeşitli şekillerde ortaya çıkabiliyor. Bazı bebeklerde tek taraflı testis inmeme sorunu varken bazı bebeklerde çift taraflı testis inmemesi de görülebiliyor.

Tek taraflı inmemiş testis tedavisinde neden anatomik bir yapışıklık yada bir engel ise cerrahi dışındaki seçeneklerin yeri yoktur.

Hormonal eksikliğe bağlı çift taraflı inmemiş testisli çocuklara hormon iğnesi tedavisi uygulanabilir. Tedaviye yanıt vermeyen çocuklarda hormon takviyesinin sık sık tekrarlanması hem yararsızdır hem de uzun dönemde yumurta üzerindeki etkileri net değildir.

Bebeklerde Testis inmemesi Tedavi Yöntemleri:
Yüksek doz hormon uygulaması sonrası hormonun çekilmesine bağlı yumurtalarda küçülme olduğuna dair çalışmalar da mevcuttur. Bu nedenle hormon tedavisinin gereksiz yere kullanılmaması gerektiği düşüncesindeyiz. İnmemiş testis ameliyatı ya kasık ameliyatında olduğu gibi kasık bölgesinden, ya aşağıda torba kenarından kesi ile ya da karın içindeki ele gelmeyen testislerde kapalı ameliyatla (laparoskopik) yapılabilir. Bu çocuklarda testisin varlığını doğrulamada da kolaylık sağlaması laparoskopinin avantajıdır.

Testis bulunduğu yerde yapışıklıklarından kurtarılarak fıtık kesesinden ayrılır ve torbada yer hazırlanarak buraya tespit edilir. İşlem sırasında fıtık kesesi de bağlanır. İnce damar yapıları ve sperm kanalının zarar görmemesi için azami dikkat gösterilir. Hastaların büyük çoğunluğunda yumurta torbaya kolaylıkla yerleştirilebilir. Az bir kısmında damar ya da kanalın kısalığına bağlı olarak testis inebildiği yere tespit edilir ve ameliyatın devamı 6 ay veya 1 sene sonra yapılacak olan 2. seansa bırakılır. Testisin bulunamadığı çocuklarda kötü huylu tümör gelişme olasılığına karşı kanalın ucundaki kalıntı doku çıkarılmalıdır.

Benzer şekilde yapısı bozulmuş, boyutları küçülmüş, dokusu değişmiş testislerin de geri dönüşümsüz olarak etkilenmiş olma ihtimali olduğundan çıkarılması veya en azından mikroskobik inceleme için biyopsi alınması gerekebilir. Testisin olmadığı veya çıkarıldığı çocuklarda, kozmetik ve psikolojik yönden etkilenmemesi amacı ile torba içine uygun büyüklükte silikon testis protezleri yerleştirilebilir. İnmemiş testislerde erken cerrahi tedavi ile başarı şansı son derece yüksektir.
Kaynak: Doktor sitesi.com

Kategori: Çocuk sağlığı

sünnet nasıl yapılmalı

Mart 19th, 2011

Büyütmek için Tıklayın

ÇOCUKLARDA SÜNNET NASIL OLMALI NE ZAMAN YAPTIRILMALI
Çocuklarda sünnet ne zaman yapılmalıdır:
Son yıllarda yeni doğan sünneti tavsiye dilmektedir. Çocuk doğar doğmaz 15 gün içerisinde sünnet edilmesi en sağlıklı sünnettir diyen Uzmanlar, 3-6 yaş arasında çocukların sünnet edilmelerinin sakıncalı olduğu ve onların kastrasyon korku yaşayacaklarını söylüyor. Sünnetin 0-3 yaş ve 6 yaş üzerinde yapılması önerilirdi.

Ancak bir hipnoterapist ve genel cerrahi uzmanı olarak benim gözlemlerim çocukların bilinçli zihinlerinin geliştiği 9-10 yaşlarında bu işlemin yapılmasının daha doğru olacağı yönündedir. Çok basit bir gözlemi hepimiz yapmışızdır. Çocuk küçük anlamaz dediğimiz bir yaşındaki bir çocuk bile, iğne yapıldığı yeri biliyor beyaz önlük gördüğünde korkuyor, ve hatta iğne yapan doktor veya hemşireyi tanıyor.

Sünnet Nasıl Yapılmalı:
Sünnet cerrahi bir işlemdir ve o nedenle mümkünse ameliyathane şartlarında steril olarak yapılmalıdır. Çok korkan çocuklarda sedasyon anestezisi kullanılmalıdır. 9-10 yaşlarından küçük ve sünnet olması enfeksiyon, fimozis nedeniyle mutlak gerekenler yine anestezi altında ve ameliyathanede sünnet edilmelidirler.

Sünnet gerek dini ve ananevi gerekse de tıbbi nedenlerle yapılabilmektedir. Ancak halen daha eskilerden gelen geleneksel köy adetleri nedeni ile sünnetin önemi ve komplikasyonlarından korunmak için gerekli tedbirler konusunda yaygın yanlış anlaşılmalar yer almaktadır. Öncelikle sünnet “kesip bitecek” bir işlem değil ciddi cerrahi bir müdahale, yani ameliyattır ve doktorlar tarafından yapılmalıdır.

Modern tıbbın gereği olarak cerrahi her türlü müdahalenin olduğu gibi sünnetin de cerrahi koşulların olduğu ameliyathane ortamında yapılması gerekir. Enfeksiyon riski, gerekli müdahalelerin yapılabilmesi açısından bu son derece önemlidir. Sünnet olacak çocukların gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra hazırlanarak ameliyathaneye alınması komplikasyonlardan korunma açısından en önemli adımlardan birisidir.

Lokal veya anestezili sünnet- Hangisini tercih edilmelidir:
6 aya kadar olan bebekler dışında tüm çocukların aslında bir kontrendikasyon yok ise uyutularak sünnet olmalarında fayda vardır. 6 ay öncesinde penis bölgesi sinirleri tam olarak ağrıya hassas olmadığından lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Özellikle halkımız arasında “aneztesi” uygulamaları konusunda ciddi bir ön yargı bulunmaktadır. Sünnet sırasında uygulanan anestezi daha çok sedo-analjezi adı verilen normal ameliyatlarda kullanılan anestezilerden daha hafif bir işlemdir. Tam manası ile derin bir uyku hali sağlanmaktadır. Anestezi sonrası insanların korktukları olaylara neden olan kas gevşemesi için gerekli ilaçlar burada gerekmediğinden anestezi riski de son derece düşüktür. Çocukların psikolojik konforu ve sonuçta ellerinden ve kollarından birilerinin tutmasının verdiği baskıdan bu şekilde kurtulan çocukların sünnetleri de işlemi gerçekleştiren doktor tarafından da daha özenle yapılabilmektedir. İdeal olarak anestezi ile gerçekleştirilen sünnetlerin ameliyathane ortamında yapılmasının bir başka nedeni de budur.

Sünnet sonrası bakım nasıl olmalıdır:
Sünnet sonrasında genellikle cildin kapanması ilk 3-4 gün içerisinde olmaktadır. Ancak kullanılan dikişlerin erimesi, oradaki dokularda olan şişlik ve kızarıklıkların tam olarak geçmesi yine de bir hafta ile on gün arasında bir zaman alabilmektedir. Sünnet sonrasında antibiyotikli bir pomad genellikle önerilmektedir. Bu taze yaranın enfeksiyonlardan korunması açısından faydalıdır. Aynı zamanda ilk 2 gün için bir ağrıkesici kullanılması gerekebilmektedir. Eğer ameliyathane gibi steril-temiz bir ortamda sünnet gerçekleştirildi ise genellikle antibiyotik kullanılması gerekmez. Sünnet derisinin veya pansumanın çocuk idrarını yaparken ıslanması yara iyileşmesi ve enfeksiyon gelişmesi açısından bir risk taşımaz. Çocuk idrarı sterild, mikropsuz bir sıvıdır. Sünnet işlemi sırasında kendiliğinden eriyen dikişler kullanıldığından pansuman ve dikiş alma gibi bir gereksinim olmamaktadır. Sünnet sonrasında doktorunuzun uygun göreceği bir kontrol zamanı sonrasında gündelik hayatına dönmesi mümkün olacaktır. Sünnet sonrası cilt iyileşmesinde bir sorun yok ise çocuklar 4 gün sonrasında banyo yapabilir durumda olurlar.

Sünnet sonrasında alt bezi bağlanabilir mi, ne giymeli:
Sünnet sonrasında altına bez bağlanan çocukların bezinin hemen bağlanmasında bir sorun olmaz. Daha büyük çocuklar için ise korumalı sünnet iç çamaşırları önerilebilir. Genellikle sünnet sonrasında banyo için olur aldıktan sonra çocuklar iç çamaşırlarını da rahatlıkla giyebilirler.

Sünnet sonrası eve gelince nelere dikkat edilmelidir:
Sünnet sonrasında en önemli komplikasyon kanamadır. Bunun için ailelerin özellikle ilk 24 saat için çozuklarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Bir miktar pansumanın kırmızı olması, şişlik ve hafif bir morluk olabilecek durumlardır. Eğer kanama devamlı ise, çocuk idrar yapmakta sorun yaşıyorsa veya normalden fazla bir şişlik var ise mutlaka doktora kontrole götürülmesi gerekmektedir. Ateşlenme olması, verilen ilaçlara rağmen 24 saat içerisinde ağrının geçmemesi durumunda yine doktor kontrolü gerekir.

Sünnet ailelerin oğulları için verecekleri en önemli kararlardan birisidir. Bu nedenle ileride karşılaşılabilecek sorunları engellemek için bu noktalara dikkat etmek gerekmektedir.

Kategori: Çocuk sağlığı

süt dişleri ne zaman dökülür

Şubat 17th, 2011

Büyütmek için Tıklayın

SÜT DİŞLERİ NE ZAMAN ÇIKAR VE NE ZAMAN DÖKÜLÜR

Bebeklerde süt disleri ortalama 8. ayda çıkmaya baslar ve 33. aya kadar çıkmaları devam eder. Ilk olarak 6-10. aylarda alt çenede ön bölgedeki kesici süt disleri sürmeye baslar,hemen ardindan üst çene ön bölgedeki kesici süt disleri takip eder. Agızda toplam 20 tane süt dişi vardir, en son süren süt dişleri çenenin arka kısmındaki süt azı dişleridir.

Diş sürmesindeki gecikmeler genellikle beslenme ve genetik kaynaklıdır. Anne sütü alan çocuklarda süt dislerinde sürme bozuklukları daha az gözükmektedir. Çocuğun anne sütü emme esnasında agzında meydana gelen negatif hava basıncı çene gelişimini dolayısıyla süt dişlerin sürmesini olumlu yönde etkilediği gibi,anne sütünün besleyici özelliği gelişime yine olumlu yönde katkıda bulunmaktadır. Süt dişleri sürme esnasında bebeğe kasınma, yanma kimi zamanda ufak agrılar seklinde rahatsızlık verir, bebeğin ağzına ve özellikle agzın bilhassa önbölgesine oyuncaklarını veya elini getirmesi ve ısırması bebeğin diş çıkarttığını düşünmemize sebep olabilir.

Bebekte meydana gelen diş sürmesi esnasındaki rahatsızlığı diş sürme oyuncakları veya kasıntıyı ve agrıyı giderici merhemlerle bebegin bu dönemi az bir sikintiyla atlatmasi saglanabilmektedir. Dis çikartma esnasinda bebekte genel bir ateste görülebilir, bu tip durumlarda dis doktoruna basvurulmasında büyük fayda vardir. Süt disleri ağizda aralikli sekilde bulunabilecegi gibi sıralı düzgün bir sekildede bulunabilirler. Bu çocugun ilerde çikacak olan daimi dişlerininde ayni sekilde olacagi anlamina gelmemektedir. Süt disleri ilerde sürecek olan daimi dislerin yerini muhafaza eder ve çene gelisimini tetikler, bu sebeple süt disleri agizda daimi disler sürene kadar korunmalidir.

Süt dislerinde meydana gelen çürük, kirilma, iltihaplanma mümkün oldugu ölçüde tedavi edilmelidir,eger tedavisi mümkün degilse ve alttan gelecek olan daimi dise zarar verecegi düsünülürse süt disinin çekimi uyugun görülebilir, ancak erken çekilen süt disinin meydana getirecegi bosluk ilerde daimi dislerde çaprasikliklara sürme bozukluklarina sebep olabilir, bu nedenle erken çekilen süt disinin yerini muhafaza etmek için dis hekimi tarafindan yer tutucu apareyler yapilabilir. Yer tutucular alttan gelen daimi dis sürene kadar mevcut yeri koruyarak komsu dislerin bölgeye kaymasini engeller. Süt disleri daimi dislere uygulanan dolgu, kanal tedavisi gibi tedavileri rahatlikla kabul edebilmektedir, süt dislerinin erken çekimi en son düsünülmesi gereken tedavi seçenegi olmalidir.

Anne ve babanin dis firçalama aliskanligini çocuga arka süt disleri çiktiktan sonra vermeleri gerekmektedir. Süt dislerine gerekli önemi gösteren çocuk ilerde daimi dislere de ayni özeni gösterecektir. Alti yasinda ilk daimi dis süt dislerinin en arkasindan süren alti yas diside denilen birinci büyük azi disidir. Daha sonra ön süt disleri 7 yasinda sallanmaya baslar ve çikarak yerini daimi dislere birakirlar, bu daimi disler süt dislerinden daha uzun ve daha genistiler.Süt disleriyle daimi disleri birbirinden ayiran en bariz özellik, görünüs olarak daimi disler daha keskin çizgilere sahiptirler.

Dişlerin Sürme Zamanları:

Süt dişler 10 yukarıda 10 aşağıda olmak üzere 20 tanedir.Orta Kesiciler, 6-12 ay da sürer. 7 yaşında düşer. Kalıcı dişlerde bu yaşta sürmeye başlar.
Yan Kesiciler, 6-12 ay da sürer. 8 yaşında düşer ve kalıcı diler sürmeye başlar.
Kaninler, 12-18 ayda sürer. 10 yaşında düşer ve kalıcı diler sürmeye başlar.
1. Süt azıları, 24-30 ayda sürer. 11 yaşında düşer ve kalıcı diler sürer.
2. Süt azıları, 1. büyük azılar 6 yaşında sürer ve kalıcıdır. 2. büyük azılar 12 yaşında sürer ve kalıcı dişlerdir.
3. büyük azılar 18 yaşından sonra sürer ve kalıcıdır. 20 yaş dişi denilen dişlerdir.

Kategori: Çocuk sağlığı